Sizi arayalım mı?

Sigorta paketlerimiz hakkında telefonda bilgi almak istermisiniz ? Cevabınız evet ise lütfen Çağrı Formunu doldurun.Sizi telefon numaranızı görür görmez arayacağız.

SAİK ile SBM’den teknolojik altyapı anlaşması

Geçtiğimiz aylarda TOBB SAİK, Deloitte’a yaptırdığı bir araştırma sonucunda Sigorta Acenteleri Dünya Uygulamaları Araştırma ve 2023 Vizyonu Belirleme Raporu’nu yayınlamıştı. Burada acenteler için bir yol haritası ve birçok öneri yer alıyordu.

Eylem planlarında yer alan ve en kısa vadede ortaya koyulacak maddenin acentelerin teknolojik altyapılarının geliştirilmesi olduğunu belirten SAİK Başkanı Hüseyin Kasap, kısa bir süre içinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’yle (SBM) birlikte geliştirdikleri bir projeyi hayata geçirecekleri bilgisini verdi. SBM’nin geliştirdiği bu program sayesinde, acenteler tek bir arayüz kullanarak bir poliçe için birçok şirketten aynı anda teklif alabilecek ve zamandan tasarruf edebilecek. Aynı zamanda, aynı anda birkaç şirketten fiyat almayı sağlayan korsan yazılımlara para vermekten de kurtulacak.
Hüseyin Kasap, raporun yayınlanmasından sonra yaşanan gelişmeleri Sigortacı Gazetesi’ne anlattı.

Deloitte ile işbirliği yaparak yayınladığınız rapor için birçok yatırım yaptınız, bunun sonucunda bir yol haritası belirlediniz. Hedeflerinizden ne kadarını gerçekleştirebildiniz?
Kısa vadeli eylem planlarımızdan biri etkin bir denetim mekanizması kurmak. Bu çok önemli. Ne yaparsanız yapın, eğer sahada denetim yapmıyorsanız acenteler durumdan memnun olmuyor. Biri tek yanlış bir şey yapsa, Türkiye genelinde yaptığınız her şey boşa gidiyor. Demek ki bizim yapılan yanlışların kimsenin yanına kâr kalmadığını göstermemiz gerekiyor, bunun için de etkin bir denetim sistemi kurmamız lazım.
SAİK’in denetim yetkisi olmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Bizim sadece asgari fiziki şartlar konusunda denetim yapma yetkimiz var, ancak yanlış uygulamaları doğrudan denetim yetkimiz yok.

‘DENETİM İÇİN BİR MÜFETTİŞLİK SİSTEMİ GELİŞTİRİLMELİ’
Kurmak istediğiniz denetim mekanizması nasıl işleyecek?
Devletin müfettişlik sistemi gibi, TOBB’un merkezinde bir sistem kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Mesela, İstanbul’un iki yakası için birer, Ankara için bir, İzmir için de bir olmak üzere üç büyük şehir için dört müfettiş. Büyük şehirlerin dışında yedi bölgenin her biri için de birer müfettiş olsa biz 11 müfettişle bu işi çözeriz. Acenteler bu şekilde yanlış yapanların denetlendiğini hissedecek, bunu bir denetleyen olduğu ve yanlış yapanların yanına kâr kalmadığı düşüncesi hâkim olacak. Yapılan yanlışlıklar da denetimler sonucu ortadan kalkmış olacak.
Bu sistemi oturtmak için yazın geçmesini bekliyoruz. Fransa’da bir denetim sistemi var, buradaki sistemi ilginç bulduğumuz için öncelikle gidip orada bunu incelemek istiyoruz. Şu an randevu ayarlamaya çalışıyoruz. Kurban Bayramı’ndan sonraki bir tarihte gidip oradaki yapıyı inceleyeceğiz. Daha sonra bu yapıyı hızlı bir şekilde kendimize uygun bir hale getireceğiz. Sonra gerekli elemanları alıp eğitimden geçirdikten sonra bu bölgesel denetim uygulamasını başlatacağız.

Diğer kısa vadeli hedefleriniz neler, onlarda nasıl bir yol kat ettiniz?
Diğer hedeflerimiz için de eylem planını başlattık, ancak süre vermek zor. Raporda orta vadeye yazılmış da olsa bana göre acil eylem planında olması gereken bir proje var, bu da acentelerin birleştirilmesi projesi. Bunun için de devlet kanadında KOSGEB’in hazırladığı “İşbirliği Güçbirliği” projesi var. Bu sadece acenteler için değil. Beş şirket bir araya gelip yeni bir yapı oluşturursa devlet çok ciddi bir destek veriyor. 500 bin lira kredi desteğinin yanı sıra 250 bin liralık da hibe kredisi desteği veriyor, toplamda 750 bin liralık çok önemli bir destek söz konusu. Ancak bunu eyleme geçiremiyoruz, çünkü sigorta acenteleri KOBİ sayılmıyor.

Sigorta acentelerinin KOBİ sayılması için SAİK olarak çok uzun bir süredir çalışıyorsunuz. Burada bir aşama kaydedebildiniz mi?
Bu konuda yapmadık hiçbir şey bırakmadık. Hazine buna destek veriyor, hatta bunu çok önemsiyor. KOSGEB başkanlığı destek veriyor. Bunun kararını verecek yer Sanayi Bakanlığı. Sanayi Müsteşarı ile iki defa görüştüm, o da siyasi otoritenin buna karar vermesi gerektiğini, kendilerinin karşı çıkmayacağını söylüyor.
Bu aşamada Sanayi Bakanı’nın bunu alıp Bakanlar Kurulu’na götürmesi gerekiyor. Burada problemli bir yapı var. KOSGEB Kanunu çıkıp, KOBİ tanımlaması yapılırken nedense şöyle bir şey yazılmış: “Bankalar, sigorta şirketleri ve acenteler hariç.” Bunun için Bakanlar Kurulu’ndan bir karar çıkması ve “Sigorta acenteleri hariç” ibaresinin oradan kalkması lazım. O ibare hâlâ orada durduğu için biz KOBİ değiliz, KOBİ olmadığımız için de KOSGEB desteğinden faydalanamıyoruz.
Bu arada şöyle ilginç bir şey de oldu: Geçen ay Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı TOBB heyetiyle birlikte ziyarete gitmiştik, benim oturduğum masada Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de vardı. Onunla uzunca konuşma fırsatım oldu. Kendisine bu konuyu anlattım; bunun zor olmadığını, Bakanlar Kurulu’na geldiği gibi kolayca geçirebileceklerini ifade etti. Rifat Hisarcıklıoğlu’yla tekrar konuştum, Sanayi Bakanı’yla da tekrar görüşecek. Bakan, Bakanlar Kurulu’na götürdüğü anda bunu halledeceğiz.

Acentelerin KOBİ sayılırsa, bu sadece küçük acentelerin mi yararına olacak?
Sadece küçük acenteler değil, belki büyük acenteler de birleşir. Benim buradaki düşüncem, 4 bin 800 acentenin acilen bu programa girmesi gerektiği yönünde. Bunun dışında 2 bin 800 acentenin de girmesi gerekiyor. Bu rakam acentelerin yarısına denk geliyor.

Mehmet Şimşek’le konuşmanızda başka konular gündeme geldi mi?
Mehmet Şimşek’e trafik sigortasında taban komisyon talebimiz olduğundan bahsettim. Şu an sigorta şirketleri %1-5 arasında komisyonları düşürdü. Bu acentelerin yaşaması için imkansız bir durum. Küçük acentelerin komisyon oranları düşünce yaşamalarının imkansız olduğunu, 4 bin 800 acentenin bu durumda olduğunu anlattım.
Bir diğer konu da, bizim aslında Sigorta Acenteleri İcra Komitesi değil, Sigorta Aracıları İcra Komitesi olmamız gerektiği. Poliçe satmak için yetki verilmiş her kuruluş buna dahil olmalı. Onların sayısı az olduğu için temsilde dışarıda olmalarının önüne de geçilmeli. Böylece SAİK’te onlar da temsil edilebilir. Böyle olursa aracılar arasındaki çekişme de biter. Mehmet Şimşek’e bundan da bahsettim, konuya ilgiyle yaklaştı.

Tekrar rapora dönecek olursak, raporda belirtilen diğer hedeflerinizden hangileri üzerinde çalışıyorsunuz?
Raporda ayrıca Sigorta Acenteleri Dijital Veri ve Akış Platformu’nun oluşturulması konusu geçiyor. Bunu TOBB’un bünyesinde yapmayı planlıyorduk, sonra radikal bir kararla bir yol değişikliği yaptık. Yine Fransa’daki bir yapıdan yola çıkarak, bunu SBM kanalıyla yapabileceğimizi düşündük. SBM Müdürü Aydın Satıcı’yla görüşünce o bize teknolojik açıdan bir sorun olmadığını, bunu yapabileceğimizi söyledi. SBM’nin içinde TOBB’un, TSB’nin, SAİK ve SEİK’in de olduğu bir danışma komitesi var. Burada görüşülen şeyler yönetimden geçerek uygulamaya giriyor. Nisan ayındaki danışma kurulunda bu konuyu gündeme getirince ve SBM yetkilileri de bunun uygulanabilir olduğunu söyleyince, Hazine Müsteşarlığı buna sahip çıktı. Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç ve Sigortacılık Genel Müdür Vekili Gökhan Karasu da o toplantıdaydı ve ikisi de bu konuyu çok önemsedi. Onların da desteğiyle bu konu SBM’nin yönetim kurulundan çıktı ve bu işi SBM yapmaya başladı.
Bizim için orta vadede görünen bu proje için şimdiden düğmeye basıldı. Mayıs ayında SBM konuyla ilgili çalışmaları yapıp bu iş için ekstra eleman aldı ve bu proje başladı. Burada sigorta acentelerine kolayca kullanabilecekleri bir platform oluşturuyoruz.

‘ÇOĞU FİYAT KARŞILAŞTIRMA PROGRAMI HUKUKSUZ’
Zamanı kısaltmak için bazı programlar var, ancak bunların fiyatları çok yüksek, aylık ciddi miktarlarda abonman ücreti alıyorlar, ayrıca birçoğunun da yaptığı iş hukuksuz. Bu programları satanlar sigorta şirketlerinin web arayüzlerini hukuksuz bir şekilde alıyor ve acentelere kullandırıyor, oysa o sigorta şirketlerinin buna izni yok. En kötüsü acentelerin güvenliği yok, bütün bilgileri bu programları satan kişilerin ellerinde, yarın ne yapacakları belli değil.
Biz bu işi devlete emanet ettik. SBM devletin bir kurumu, orada herhangi bir yanlış uygulama olmaz. Bu çalışmada sona doğru geliyoruz. Şimdi ben ofisimden herhangi bir aracın ya da konutun sigortasını yapmak için açtığımda sistem bana fiyatları çıkarıp verecek. Mesela ben yedi şirketle çalışıyorsam, benim personelim yedi şirketten fiyat çalışmak zorunda kalıyordu. Artık böyle olmayacak.
Raporda acentelere teknolojik altyapının kurulmasıyla ilgili bir tavsiyede bulunuyor. Acentelerin bir kısmı bunu yapabilir, ama bir kısmı yapamaz. SBM ile birlikte başlattığımız bu projeyle biz bunun bir kısmını zaten oluşturuyoruz. Ancak elbette bunun bir kısmı eksik. Acentelerin CRM programları olmalı, fakat yok. Bazı şirketlerde bu var, mesela benim çalıştığım bir sigorta şirketi ben kasko fiyatı çalışırken müşterimin trafik sigortası olmadığı konusunda beni uyarıyor. Oysa müşterimin trafik sigortası var, ama bir başka şirketten. Yine de şirketler acentelerini bu şekilde uyararak bir yol açıyorlar.
CRM programları çapraz satış yapmaya mı olanak veriyor?
Hem çapraz satış yapmasını hem de birçok şeyi takip etmesini sağlıyor. Müşterinin doğum günüydü, evlilik yıldönümüydü, bunlarla ilgili belli hatırlatmalar yapıyor. Küçük acentelerin bu pahalı bilgisayar programlarına, teknolojik altyapılara yatırım yapıp sürekli aylık abonman paraları ödemeleri pek mümkün görünmüyor.
Gelir düzeyi yüksek olan acenteler bunu yapabiliyor, ayrıca daha önce bahsettiğim birleşme modeli de bunu yapmaya uygun. Devlet zaten destek vereceği için, birleşenler bu tip yapıları kurabilir diye düşünüyorum.

Raporda başka öneriler de sunuluyor. Bunlardan hangilerini programınıza aldınız?
Sigorta Acenteliği Akademisi’nin kurulması şeklinde bir öneri var. Şöyle bir şey var; acentelere verilen eğitimin yetersiz olduğuna inandığımız için bizim sektör meclisinin içinde kurduğumuz eğitim komisyonu SEGEM’le birlikte uzun bir çalışma yaptı. SEGEM’in klasik eğitiminden çok farklı, acenteler için ideal bir eğitim programı çıkardı. Muhasebe bilgisi, finans, iş hukuku, satış eğitimleri ve kişisel gelişim gibi konuları kapsayan, acente sahiplerinin gerçekten ihtiyaç duyacağı bir eğitimdi bu.
Bu arada daha ilginç bir gelişme oldu; Haliç Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi’yle ortaklaşa bir proje yapmış. Acente sahiplerine yönelik bizim düşündüğümüz gibi çok güzel bir eğitim programı hazırlamışlar. Bu şekilde eğitim konusu kendiliğinden oluştu gibi. Anadolu Üniversitesi sertifika programına bu eğitimleri almış.
Bizim bunu yapmamız için 81 ilde ve tüm ilçelerde acentelere eğitim ulaştırabiliyor olmamız lazım, bu o kadar da kolay değil. Anadolu Üniversitesi dediğiniz zaman Türkiye’deki her eve ulaşıyor. Akademinin çözümü bizim SEGEM ile Anadolu Üniversitesi’ni ortaklaşa götürmemiz olacak gibi görünüyor.

’ACENTELER YÖNETMELİKTEN MEMNUN’
16 Temmuz’da yürürlüğe giren yönetmelikten sonra neler değişti?
Bu yönetmelik yayınlandığından beri acentelerin sözleşmeler dışında bizi arayıp da sitem ettiği tek bir konu bile yok. Bunun da sebebi, yönetmelikte acentelerin hoşuna gitmeyecek tek bir şey bile olmaması. Yönetmelik yayınlanmadan önce bir yol haritası belirledik, birçok ilde büyük toplantılar yaptık. Bu toplantılarda alacağımız kararlarla ilgili canlı oylamalar gerçekleştirdik. Çoğunluğun ne istediğinden emin olduktan sonra, İstanbul’da büyük bir toplantı yapıp sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldik ve onların da fikirlerini aldık. Konuya dair sektör meclisinin de görüşünü aldık. Herkesin aynı şeyi istediğinden emin olunca yönetmelikte SAİK’e verilen yetkiler konusunda kararlarımızı aldık.
Acenteler uygun bulmadıkları acentelik sözleşmeleri için size sıkça danışıyor mu?
16 Temmuz sürecinden sonra, acenteler bizi en çok acentelik sözleşmeleri için arar oldu. Biz de dünyanın dokuz ülkesinde acentelik sözleşmelerini Deloitte’a incelettik, bunu Türk hukukuna uygun hale getirdik ve örnek bir metin çıkardık. Bunu da sektöre tavsiye niteliğinde yayınladık. Biz sigorta acenteleri sendikası olmadığımız için acenteler adına şirketlerle masaya oturup acentelik sözleşmesi imzalama yetkimiz yok. Sonuçta acenteler sigorta şirketleriyle kendileri karşılıklı oturup iki tüccar gibi bir sözleşme imzalayacaklardır. Ne Hazine’nin ne SAİK’in taraflara fazla müdahale etme şansı yok, ama bizim uyarılarımızla Hazine bu yönetmeliğe bazı maddeler koydu ve sigorta şirketlerine “Acentelik sözleşmesinde acentenin aleyhine olan şeyleri ve feshi üç ay önceden bildirmek zorundasın.  Ayrıca fesih ve sonrası şartlarını da sözleşmede belirtmelisin” dedi. Biz SAİK olarak acentelere şirketler tarafından baskı yapılarak, hukuksuz bir şekilde ve yönetmeliklere aykırı olarak imzalatılan bu sözleşmeleri inceletiyoruz. Şirket bazında Hazine Müsteşarlığı’na şikayette bulunacağız. Sözleşmelerdeki hukuksuz durumların düzeltilmesini isteyeceğiz.